Wednesday, November 18, 2009

AŞK


Elif Şafak'in AŞK kitabini okuyorum... okuyorum da denemez okudukça beynimde büyüyor ve ben sindirmeye çalışıyorum... Aşk büyük bir şey, büyük bir güç ve bunun önemini daha da çok görüyor insan - birine aşık olmak değil kavram olarak AŞK!

Kitabı okudukça Elif Şafak'a hayranlığım biraz daha artiyor!
Bu kitabi orjinal olarak ingilizce yazmis olmasi, sonra cevirmen ile beraber Turkce'ye cevirmis olmasi, kitap icinde kitap yazmis olmasi, Aşk Şeriatı gibi cidden anlamasi / algilamasi -bence- zor bir topluma bu kitabi yazmasi muhtesem! ve bir yandan da diyorum ki peki bu kadın eski Turkce olan bu kelimeleri -binlerce var bazen takılıyorum anneme babama hatta babanneme soruyorum ya da google kullanıyorum:)- nasil ingilizce yazmis een basta? ve bu kelimeleri diger dillere ceviri yaparken nasil kullanmis? bilen bilir kac dile cevrildi, basildi ve tum dunya okuyor - bestseller oldu - ibranicesi bile var... onlara nasil anlatmis Sems'in hikayesini?
Her neyse.. konumuza donelim... kitapta önemli husus isminden de anlaşıldığı gibi AŞK! kelime o kadar basit bir o kadar da karmaşık...
Ella'nın karmaşık hayatında, aşkın ne olduğunu sorgularken eline geçen ‘Aşk Şeriatı’ onun önce aşkı tanımasını sonra da anlamasını sağlıyor. ‘Aşk Şeriatı’, 1245 yılının öncesi ve sonrasında, büyük kısmı Konya’da geçen bir roman. Her karakter birinci tekil şahıstan Şems’le tanışmasını, ondan nasıl etkilendiğini, günlüğe yazılmışçasına anlatıyor. Her biri Şems’in hayatındaki bir dönemi ya da birkaç saati anlattığı için, Şems’e çok farklı açılardan bakmamızı sağlıyor ayrıca olayların akışı da bir dilden diğerine hiç aksamıyor. Şems’in kendi ağzından da çocukluğunu, düşüncelerini ve hepsinden önemlisi kırk kuralını öğreniyoruz.
‘Her birimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz’ diyor - Romanın kurgusu bu kırk kural üzerinde ayakta duruyor.

ve beni bu yazıyı yazmaya iten de bu 40 kuralın - 1. kuralı!
KURAL 1: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dedi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

Durup düşünüyorsunuz değil mi? Çok derin bir laf aslında... Durdum, sevgilime dondum, okudum once sesli olarak, sen ne dusunuyorsun dedim ve bunu tartıştık...

Tanrı dendi mi benim aklıma, yüce, güç, büyük bir şey, çok büyük bir baba BULUT (nedense görüntüsü güleryüzlü bir bulut şeklinde bende..), güleryüzlü çok iyi kalpli ama dışarıdan çok sert olan bir babacan geliyor... aslında çok iyi biri ama kendini sert gostermek, otorite kurmak zorunda oldugu icin cok gulec bir surata sahip degil...tanıdıkça bizlere güleryüzlü oluyor - biz artık tanışık oldugumuz icin bana guleryuzlu artik yani...

sevgilime bu soruyu sordugumda aklina sadece Morgan Freeman'in geldigini soyledi.. :) fotograf olarak o yuzden bunu koydum... onun Tanri'sini gorsellestirdim.. aslinda bunun gibi benimki Morgan Freeman gibi - disaridan sert ve iceriden de ne kadar guleryuzlu olabilecegini biliriz... M.F. ses tonunda konusan bir Tanri...

Kural 1'i okuduktan sonra sizin akliniza ne geliyor, hangi kelimelerle tanimliyorsunuz sizin Tanri'nizi?

6 comments:

Ceren said...

Benim aklima hüzünlü birseyler geliyor ama tam olarak tanimlayamıyorum... Sanirim bir karakter olsaydi Charlie Brown olurdu. You now what they say "You are a good man "Charlie Brown"

Cem Sadaka said...

bence gelmiş geçmiş en iyi tanrı morgan freeman...
herkesin tanrısı kendine....

bencu said...

burada teorik olarak en iyi cevap
metin bencuya olurdu :)) ama o cevabı vermeyeceğim çünkü zayıf ve eksiklikleri olan bir varlık olduğumu kabul ediyorum ve morgan freeman cevabına katılıyorum.

nancy co said...

wow.. cevabını bulması zor bir soru.. ama benim aklıma gelen sevecen olması, saygıdeğer olması, baba olması, güçlü olması
BU BENMİYİM :) yani

Raquel said...

işte co bende aynısını söyledim... benim kafamdaki Tanrı ben değilim kii :) kendimi hiç de öyle güç kaynağı baba bulut gibi görmüyorum yanii :)

reyan said...

Benim için Tanrı çook yukarlardan herşeye her olup bitene hakim, her an her yerde olabilen, herşeyi takip edebilen bir güç/enerji/bulut/ vb.. Galiba "gerçek"in simgesi. Yani tanrıyı düşününce gerçeklikle karşı karşıyayız ve ona veya kendimize dürüst olmak zorundayız. Çünkü "O herşeyi bilir, görürür;gerçekler ondan gizlenmez". Dolayısıyla tüm kartlarımız açılınca suçluluklarımız, öfkemiz ve dolayısıyla korkumuz ortaya çıkıyorsa tanrı korkutucu çünkü cezalandırıcı. Ya da tüm duygularımızı kabul edebiliyor ve sahiplenebiliyorsak, tanrı kabul edici, esirgeyen, şefkatli.