Tuesday, May 25, 2010

bugün tekrardan Stilist günü!


Merhaba!

Bugün yine yeniden Stilist günü...
Stilist 1 ay arayla tekrar Trendyol'da...

TÜKENDİ! yazısını görmeden...
hemen tık tık...
Trendyol.com'a üye olmak için :

Sevgiler!

Thursday, May 20, 2010

the coolest yogurt in town...Yoort!


benim favorim haline geldi!
istinye park'a girince canimin cektigi bir tad haline geldi ki bunu yiyebilmek icin sinemaya girmeniz sart - Yoort alıp çıksak olmaz mı dediğimizde kabul görmüyor! :)
e istinye park'in sinemasi bu kadar zevksizken Yoort'un bu kadar guzel olmasi haksizlik!
bu Yoort, Kanyon'da olsaymis ne is yaparmis - siz dusunun!
gerci eminim yine yapiyordur ama sanki daha populer olurdu?!?
denemediyseniz şiddetle tavsiye ederim!

ha bir de söylemeden geçemeyceğim - Yoort'un 100 grami 110 Kalori!
hem doyurucu, hem lezzetli, hem de az kalori isteyen bayanlara duyurulur! ;)
ben orta boy kasede çilek & muz'lu alıyorum her zaman... tavsiye ederim!

Avrupa Yakası'nda İstinye Park'ın içerisinde ve Ortakoy House Cafe'nin tam karsisindaki köşede!
Anadlu Yakası'nda ise Caddebostan Bağdat Caddesinde ve Barlar sokağı köşesinde...

web siteleri için tık tık : http://www.yoort.com.tr/index.html

Julie/Julia Project


uzun zamandır aklımda... yazmak istiyordum fırsat bulamıyordum..

Festival'de gösterime giren ve hemen DVD'si çıkan Julie & Julia filmini izlediniz mi?
izlemediyseniz mutlaka izlemenizi öneririm...
hem kadrosu çok sağlam hem de konusu çok iştah açıcı!

son zamanlarda epey duydugumuz, artık çok popüler olup herkesin kendine en az 1 adet edindigi "Blog" konusunu da epey goruyoruz!

Ben bu blogumu açtığımda yıl 2006'ydı...

o zamanlar üniversitedeydik ve Final sınavımız bu olmuştu! çok komik değil mi??
Senem Hoca - nam-i diger gizli melek - bizim Blog'un ne oldugunu bilmedigimizi gorunce hemen herkesin bir Blog açmasını istedi...
Reklamcılık okuyorduk... bu yüzden de Reklam Blog'umuz olmasını istedi!

Final sınavımızda da kendi reklam manifestomuzu ve beğendiğimiz reklamları bu bloga post etmemizi istemişti... ettim etmesine de artık çok fazla rezil olmamak için mezun olunca sildim o postlarımdan birkaçını :)
bu yüzden blogumun adı Rakel'le Reklamlar olmuştu - öyle de kaldı! bu kısma dokunmak istemedim...

Filmi izlerken bende bunları düşünüyordum... Vay be! dedim... Bizim dünyadan haberimiz yokken, Blog nedir bile bilmiyorken 2002 yılında bir kadın oturmuş her gün açtığı bloga hem yazı yazmış hem de her gün yaptığı yemekleri, tariflerini, düşündüklerini, hayatını paylaşmış!

365 gün. 536 tane yemek tarifi!

e o başarılı olmasın da kim olsun?
Bir de bu gerçek bir yaşam öyküsü... bende film bitti ve şimdi gerçekten Julie Powell'ın blogunu merak ediyorken google sağolsun... buldum, okudum... kadın gerçekten bana enteresan ve çok başarılı geldi... sizinle de paylaşmak istedim!



o halde size, Julie/Julia stilinde veda ediyorum!


Bon Appetit! :)

Wednesday, May 19, 2010

senede 1 gün...

Just shut up.
Be quiet.
Unplug the fucking iPod, the computer, the cell phone, the TV.
Shut off the vinyl or the CD or the Walkman.
Unplug the refrigerator.
Don't talk.
Don't listen.
Disconnect.
Because part of this absence of silence, this wall of unending sound, of electricity is just distraction.
It takes you away from yourself and your true essence,
so that you're just like a gerbil on a Habitrail, going, going, going, not thinkin, not breathing, not stopping.
And that means you're a puppet, you're a pawn in the game and then nothing is ever enough.
Stop. Shut the fuck up. Disconnect. Unplug.
Can you do it?

Tuesday, May 04, 2010

bir tek SEN varsın, bir bilsen!


hayatta herşeyi doğru yapabilmeniz için
daha doğrusu iyi yaşayabilmeniz için ŞAMAN* olmanıza gerek yok!
Hindistan'a kaçıp, öğrenmenize hiç gerek yok!

bazı şeyleri insanlar bilir.. içgüdüsel olarak..
ama doğrusunu yapmaz / yapamaz...
ya yapmak istemez.. ya yapacak cesareti yoktur.. ya da gerçekten bilmiyordur nasıl yapacağını..

burada birileri bizi düşünüyor...
neyi nasıl yapmamız gerektiğini çok rahat ve anlaşılır tonlarda anlatıyor...
yazıyor...
ben okudum... sevdiklerime okuttum...
daha da çok insan okusun, kendini düzeltmeye, yanlış giden bir şeyi varsa toparlamaya çalışsın istiyorum...
hiçbir zaman geç değildir... zararın neresinden dönülse her zaman kardır (şapkalı a :))!

sizi Nil Karaibrahimgil'in bu Pazartesi Hürriyet Kelebek ekinde yazmış olduğu yazıyla baş başa bırakıyorum... iyice okuyun... kelimesi kelimesine...

Hayat kısa sen daha hâlâ...

Ona küs, buna gücen, şunu unutma, bunu silme. Merak etme hayat, koca bir silgiyle bütün bu vesveselerini ve seni siliverecek.

O zaman içinde yazılı, okudukça içini acıtan bütün o satırlar da, vakti zamanında hücrelerini morarttıklarıyla kalakalıcak.
Erteleyebildiğin herşeyi, erteleyebildiğin kadar ertele. Günleri gelmiycek. Diyeceksin ki, şu çocuklar bir büyüsün. Diyeceksin ki, şu dönem bir geçsin. Diyeceksin ki, du bakalım. Hayat bu dille konuşmaz halbuki, o hep der ki: hadi çocuklar büyümeden, bu dönem geçmeden, durup bakmadan.
Ağzında geveleyip durduğun bir sürü şeyi çıkarmadın. şişti, şişti, şişti yanakların. Bakınca görülüyor suratındaki o şişik ifade. Çıkarmadığın şeyler, sevgi sözcükleri, itiraflar, kırmamak için tuttuğun bütün o cam kırıkları hayat bittiğinde, çenenin rahatlamasıyla beraber dökülüvericek ama sessiz. Yani kimse duymayacak yine onları yazık. Çıkarsaydın görürdün, dünya laflarla sona ermez. Değişir en fazla.
Ona bakmıyorsun. Nefesine bakmıyorsun. Bakmıyorsun, suya çiçeğe çocuğa. Bir hayaline bile bakmıyorsun. Onları ‘renkli şeyler’ diye ayırmışsın. Hep siyahları yıkıyorsun, hep beyazları. Siyah beyaz oldun. Hayatın bittiğini anladığında, ki hep geç kalınır oraya, elin aceleyle gidicek renklilere. Ama tutucak gücün olmıycak artık. Burnun duruyorken kokla, ağzın duruyorken öp, elin duruyorken alkış!
Yok bilmem kimler ne der, başkaları ne buyurur! Halbuki hayat, insanları tek tek düşürdüğü gibi rahime, tek tek alır geriye. Başkaları başkadır adı üstünde. Onlar ne içini bilirler, ne düşünü. Onlar yok ki, düşünmezsen. Bir tek sen varsın, bir bilsen. Komşu, bir penceredir. Başkaları, onbeş dakika dedikodudur en fazla. Hayat bir pencereden görülmeyecek kadar büyük, ve kısa da olsa onbeş dakikadan uzundur canım.

Kendinde kusur arıyorsun. Başkalarında kusur arıyorsun. Herkeste kusur var zaten. Önemli olan kusursuzu, eşsizi, biricik olanı aramak. Hayat bitmeden önce, onları ödüllendiriyor bir şekilde. Diyor ki: sen hep doğru şeyi aradın. Bulmaktan bile mühimdir bu.
Hep, diyorsun hep aynı. Güneş bir aşağa bir yukarı, mevsimler yanyana dört tane, saat yuvarlak yirmidört kere döner. Evet onlar arkanda hep aynı şeyleri yapar. Ama sandığın kadar uzun sure yapmayacaklar bu dansı.
Bunu yapıyorlar ki, sen üzerine doğaçla. Kendi dansını bul, melodini tuttur, sözünü söyle. Sırf sen onları yap diye, dönüp duruyor zavallıcıklar. Sana bunu bir türlü anlatamadılar.

Bu okuduklarını unutup, sonsuz bir bekleyiş uydurup kendini soldurma. Hayat son nefesini alıp, seni soldurana kadar çal. Hayattan çal, çalabildiğin kadar. Yaptığın tek hırsızlık bu olsun. Oyunun sonunda, ‘don!’ dediklerinde, ellerini kaldır bedenin çıplak olsun, hiçbirşeyi sürüklememiş, biriktirmemiş ol. Yüzünde bir gülümseme olsun, ‘seni alt ettim bak! gülümsememi sonuna kadar tuttum’ gibilerden.


*Şaman, tanrılar ve ruhlarla insanlar arasında aracılık yapma gücüne sahip olan kişidir. Şamanlık bilgisi öğrenmekle elde edilemez.

Wednesday, April 14, 2010

gün bugündür! Bugün Stilist günüdür!


3-4 aydir bir cabam var...
bir yerlere gelmeye calisiyorum
tutunmaya calisiyorum...
ara sira elimi birakiyorum, dusuyorum sonra tekrar tirmaniyorum...
zormus!
biliyordum aslinda zor olacagini ama bu kadar da zor olmasini beklemiyordum...
kendi kendine bir seyler basarmaya calismak ve bunu duyurmaya calismak...
simdi.. biraz elim elma armut toplamaya basladi...
mutluyum!
umutluyum!
gururluyum!
sizlerle de paylasmak istedim...

bugun Stilist'in gunu!


Trendyol.com'da satışı hızla devam ediyor... ürünlerde TÜKENDİ! damgaları yer alıyor...




Thursday, April 08, 2010

Brad Holland

Brad Holland'ın "be careful what you wish for" tablosu...

ve daha birçoğu için :
http://www.bradholland.net/

Tuesday, April 06, 2010

So why don't we go? Somewhere only we know..!

bu resme mutlaka bu şarkıyı dinlerken bakın...
http://fizy.com/s/16n5o5 If I had a world of my own, everything will be nonsense!
Nothing would be it is...
because everything would be what it isn't!
And contrary wise, what is, it wouldn't be...
And what it wouldn't be, it would!
you see? :)

Monday, March 22, 2010

gerek ama ne gerek?


Bakmak gerek,
Görmek gerek,
Konuşmak gerek,
Dinlemek gerek,
Hissetmek gerek,
Üretmek gerek,
Düşünmek gerek,
Gitmek gerek,
Gelmek gerek,
Gezmek gerek,
Çalışmak gerek,
Verimli Olmak gerek,
İzlemek gerek,
İstemek gerek,
Cin Olmak gerek,
Tek Olmak gerek,
Lider Olmak gerek,
Takip Etmek gerek,
Spor Yapmak gerek,
Zinde Kalmak gerek,
Yorulmak gerek,
Uyumak gerek,
Uyanık Olmak gerek,
Saymak gerek,
Sayılmak gerek,
Sevmek gerek,
Sevilmek gerek,
Sevişmek gerek
Ama En Azından...
24 saatin 1 dakikası durup
Nefes Almak gerek!.....

Friday, March 19, 2010

let it be a Long Weekend :)

bugun CUMA!
haftanin son is gunu...
az sonra is bitecek ve haftasonu gelmis olacak...
dinleneceksiniz...
mutlu olacaksiniz...
hayalleriniz olsun...
haftasonu hava da guzel olacak...
moraller tepelerde olsun!
güzel bir haftasonunuz olsun...
bu şarkı da size benden olsun!


sözleri :

I know you'll help us when you're feeling better
and we realize that it might not be for a long, long time
But we're willing to wait on you
We believe in everything that you can do
if you could only lay down your mind
I want you to try to help yourself
Take the time to take apart, each brick that sits outside your heart
And look around you
There's people everywhere
And though they don't always show it they're just as scared
And we'd be more prepared if you just pulled on through
I want you to try to help yourself
Oceans of water underneath our feet
Terrible design
Dusty rooms you cannot sweep
Clouding up your mind
I know you'll help us when you're feeling better
and we realize that it might not be for a long, long time
But we're willing to wait on you
We believe in everything that you can do
if you could only lay down your mind
I want you to try to help yourself

Thursday, March 18, 2010

konumuz : Apple Martini


dün akşam...bana çook uzun zamandır göremediğim arkadaşlarımla buluştuk!
House Cafe Ortaköy'de...
masadaki içki çoğunluğu Apple Martini oldu...
bende bunu yazacağıma söz verdim... Melocan'a...
içki baya baya iyiydi...
hatta garsonumuza göre de "geçen ayın en çok satan ürünü" olmuştu!
biz kendimizi bir nevi Sex and The City hanımları gibi hissederken (dry martini with 3 olives içenlerde vardi yani aramızda!:)...
çok da güzel zaman geçirdik...
kısa da olsa...

Tuesday, March 16, 2010

my wall... my world...

dün akşam...
hiç üşenmeden, Ezel'i de bir yandan izlerken... aylardır biriktirmiş olduğum moda dergilerinden beğendiğim kareleri kestim, modeller, kıyafetler, fotoğraf pozları olarak... hatta reklamlar bile var... ve bugün de iş yerinde duvarıma astım...
aralarında stilist ve hatta Moda Cadısı bile var, dikkat! :)

bakalim beğenecek misiniz ??

bir de bugün bloga link eklemeyi öğrendim, çok şükür!
Moda Cadısı imdadıma koştu! :) teşekkürler tekrar ;)




Saturday, March 13, 2010

konserler geliyoorr...

benden soylemesi...
simdiden gidilmesi gerekenler listesine almaniz gereken konserler var...
sevgili ve dostlarin esliginde gitmek, eglenmek, tepinmek, icmek, cosmak herkesin hakki! :)
maksat biraz kafa dagitmak olsun :)
ben onumuzdeki kesin gidecegim konserlere bakiyorum!
sizlere de siddetle tavsiye ediyorum :


Nil Karaibrahimgil @ Otto Santral - 27 Mart Cumartesi gunu - biletler biletix'te hemde 34 TL - bol tepinmeli, coskulu, enerjili, eglenceli bir konser olacagi kesin!



The Cranberries! efsane grup... hani Zombie, Animal Instict, Linger, Ode to my Family soylerler... muhtesemlerdir... iste onlar geliyor!
22 Temmuz'da Kucukciftlik Parki'nda - biletler biletix'te 78 TL'ye..


U2 - pek soze gerek yok herkes bilir.. biz biletimizi 1 sene oncesinde almistik :)
6 Eylul Pazartesi aksami - Ataturk Olimpiyat Stadyumu'nda! :)
biletler yine biletix'te ama hangi kategoride oturmak istediginize gore degisiyor...

Tuesday, March 09, 2010

huzurlu bir anımdayım...

şuan uzun zamandır istediğim yerdeyim...
komik bulacaksınız belki ama etiler starbuckstayım...
isteye isteye buraya mı istedin diyecek olursanız da...
evet.. çünkü burada biraz huzur buluyorum - tek başıma olduğum zamanlar...
ışıkları, kahve kokuları, çaldıkları müzikler hoşuma gidiyor :)
bir koltuğa kuruldum.. yazı yazıyorum...
bir de diğer blogumu nam-ı diğer "stilist" blogumu revize etmeye çalışıyorum biraz...
yan koltuklarda oturan insanların konuşmalarını duyuyorum - sevdiğim ingiliz aksanı sesleri geliyor ve hatta kendimi yabancı bir ülkede hissediyorum...
akşam saatleri olmuş..
dışarıda yağmur ve ben cam kenarındayım... yağmurun yağışı, cama vuruşu, geçen arabaların sesleri... herşey ama herşey hoşuma gidiyor şuan!
az sonra sevgilim iş yerinden çıkıp yanıma gelecek, bir yandan da onu bekliyorum...
keyifliyim yani...
bilin istedim...
belki okuyunca, içimdeki huzuru siz de hissedersiniz dedim...
sevgiler! :)

sende yaz yaz yaz...bir kenara yaz...

Bugün düne göre bir nebze daha güzel bir gün...
en azından hava biraz daha düzgün - sarı değil!
ve bugün bir arkadaşımın benimle paylaşmış olduğu yazıyı sizlerle paylaşıyorum...
keşke bu laflardan az da olsa ders alsak...
birkaçını bile olsa uygulasak :)

ve karşınızda eski PR öğretmenim olan ve o zamanlar ondan çok şey öğrendiğim Türkiye için çok önemli insan Betül Mardin'in 10 adet "kadınlara" özel öğütleri :

1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah. - UFFF çok çalışmak gerek bunun için.. çook!

2. Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman
gereken işler olacak. - bu şart!

3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi
yakala. Her konuda kendini “update” et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni
açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de. - bunu başarıyorum sanırsam :)

4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle
söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)

5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor.
Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak
sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman
da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi
çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.

6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma,
ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim! - bende duramam zaten :)

7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi
hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim
babam, hiç üşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları
yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum. - 5 senedir her günüm günlük yazarak geçiyor - bunu bilmeden yapmışım bile! :)

8. Olumlu olacaksın. - öyleyim! çok şükür! :)

9. Bazı şeyleri kabul edeceksin: Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok!
Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin. - bunu zaten en başından biliyordum :)

10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle
bir yeteneği olduğunu bileceksin!!!

ve bir de bugün Sprite'ın viral kampayasına katıldım! :)
artık bende şöhretim... :)

http://15dakika.com/raquel

Monday, March 08, 2010

eskilere özlem...




evet!
artık böyle bir dünyadayiz...
bu resimlerden ilkini ben sevgilime günde belki 100 kere söylüyorum! :)

herkes birbirinin aynısı...
Konuştuklarımız bile aynı...
Blog yazarı olmak bile klişe hale geldi...
aaa seninde mi blogun var demiyoruz artık çünkü herkesin var!
konuşulan konular, yazılan yazılar bile aynı...
bugün açın Blog reader'inizi herkes Oscar'i yazıyor...
2. bir gazete mantığında ilerliyor...
hayat aynı - gelişiyor / ilerliyor ama insanlar daha çok birbirine benzer hale geliyor.
kimileri "lead" ediyor kimileri de "follower" oluyor!
tamam dünyanın kanunu bu!
bunu anlıyorum.. ama bu kadara da gerek var mı diye düşünmeden edemiyorum...
herkes bu kadar (argo olacak sözüm kusura bakmayın!) "kıçını yırtmalı" mı bir yerlere gelmek için...
tamam yırtmalı diyeceksiniz ama böyle de değil...
değişiklik ise olay daha da değişik olunmalı bence...
bende yazıyorum blog'da twitter'da facebook'ta..
farkım yok bahsettiğim insanlardan - benden onlardan biriyim zaten!
ama sıkıcı hale geldi tüm bunlar - onu söylemeye çalışıyorum zaten...

hayat daha güzeldi eskiden...
okuldan eve dönüp TV'nin karşısında "kahvaltı"mızı ederken ve çizgi film izlerken
ardından da sevdiğimiz kişilerle MIRC'tan başka konuşacak bir yerimiz yokken - tek social network olayımız orasıyken...


şimdi hangi birine yetişelim ki??
Facebook? Twitter? Blog? Blackberry MSN? MSN? i-phone e-buddy veya ping!??
Skype? Google sağolsun birini daha ekledi BUZZZ ve daha da gider uzar bu liste...
düşünebiliyor musunuz?
ya da öyle demiyim de bir düşünsenize...
kim kiminle nerede nasıl?
kime nasıl yetişeceksiniz buradan?
ne kadar sağlıklı?
kitap okuyabiliyor musunuz?
veya okumaya vaktiniz var mı hala??
hobileriniz var mı hala ve vaktiniz var mı onları yapmaya?
kendinizi geliştirmek için bugün ne yaptınız
Facebook'a girmekten başka?
Tweet'lemekten başka?
bunların hepsinden başka.....

Raslantı / Şans / Hediye / AAAA! :)

1. Olmasını çok istedigimiz bir seyin çok da kolay bir şekilde olduğu an...
2. Tam sinemaya girip oturduğun an çişinin geldiğini farketmek...
3. Uzun zamandır görmediğin arkadaşını rüyanda görmek ve ertesi gün bir şekilde karşına çıkması...
4. Kafanda tam bir sayı tutmuşken bindiğin taksinin plakasını okumak
5. Rejim yapmıyor olmana rağmen tartıya çıktığında 1 kilo vermiş olduğunu görmek!
6. Gittiğin bir davette x bir arkadaşınla aynı elbiseyi giymek / pişti olmak!
7. Uzun zamandır giymediğin kot pantolonunun cebinden para çıkması...
8. İndirimde tek kalmış olan çok beğendiğin topuklu ayakabbının ayağına cuk oturması!
9. Kahve parasının cebindeki bozuklara denk gelmesi
10. Judith Mc Naught kitaplarını keşfetmiş olmak
11. Şimdi

Thursday, March 04, 2010

hayata bir es versek?


şimdi!
evet evet tam da şimdi!
güneş bize biraz göz kırparken...
hava tam sıcak değilken yani biraz serin serin eserken...
sahilde olmak, yürümek, sevdiğinin yanında olması, birkaç arkadaş...
sohbet ortamı... veya sessizlik olsun.. farketmez o kadar...
gazeteleri okumak... yavaş yavaş artan insan trafiği...
denizden dalga sesleri...
ve bunlar...
çok isterdim!!

Ri'den seçmelerle karşınızdayım!

Merhaba herkes!
benim bir arkadaşım var... adı kısaca Ri olur Rilu olur degisir...
sonuc.. she is an event freak! :) ama super bir freak...
sinema hastasi... cok da bilgisi vardir bu konularda...
ve biz "yakin arkadaslarina" e-mailler gondererek soyle bir guzellik yapti...
Bu ay yani MART ayinda istanbul'da nerede ne var.. hangi filmlere gitmeli... hangi programlar yapilmali listesi!
Muhtesem degil mi?
Sizlerle paylasiyorum :

05 Mart Cuma - İlhan Erşahin's Istanbul Session's featuring Eddie Henderson @ Babylon / 22:00 & 00:00 / 35 TL -www.myspace.com/eddiehendersonjazz - www.myspace.com/istanbulsessions
05 Mart Cuma - Rubin Steiner @ Babylon Lounge / 23:00 / ücretsiz - http://www.rubinsteiner.com - HAFTANIN FAVORİSİ
05 Mart Cuma - İlhan Erşahin's Istanbul Session's featuring Eddie Henderson @ Babylon / 22:00 & 00:00 / 35 TL -www.myspace.com/eddiehendersonjazz - www.myspace.com/istanbulsessions
05 Mart Cuma - Rubin Steiner @ Babylon Lounge / 23:00 / ücretsiz - http://www.rubinsteiner.com - HAFTANIN FAVORİSİ
05 Mart Cuma - Melingo @ Ghetto / 22:30 / 39,5 TL www.myspace.com/melingo - http://www.biletix.com/event.htm?id=LLG13

06 Mart Cumartesi - İlhan Ersahin's I Led 3 Lives featuring Rubin Steiner @ Babylon / 22:00 & 00:00 / 35 TL- http://www.biletix.com/event.htm?id=LBAF5 -
06 Mart Cumartesi - Amsterdam Night Watch Lefties Soul Connection @ Ghetto / 22:30 /34 TL -www.myspace.com/leftiessoulconnection - http://www.biletix.com/event.htm?id=LLG14
06 Mart Cumartesi - Fuchs& Tutan @ Minimusikhol / 22:00 / 10 TL
06 Mart Cumartesi - Pickpocket, Bohemian DJ's @ Dogzstar / 22:30 / 10 TL ( bira dahil )

11 Mart Perşembe - Red Hot Brodway @ Tim Show Center / 15:00 & 21:00 / 80-60-50 TL - http://www.biletix.com/event.htm?id=LTTA4
11 Mart Perşembe - Histanbul @ Garajistanbul / 20:30 / 25 TL

12 Mart Cuma - Red Hot Brodway @ Tim Show Center / 15:00 & 21:00 / 80-60-50 TL - http://www.biletix.com/event.htm?id=LTTA4
12 Mart Cuma - Arto MWambe & Philip Lauer @ Minimuzikhol / 22:00 / 20 TL - http://www.myspace.com/artomwambe

13 Mart Cumartesi - Insomnia by Beck's 70'ler @ The Hall / 22:30 / 30 TL
13 Mart Cumartesi - Arto MWambe & Philip Lauer @ Minimuzikhol / 22:00 / 20 TL -- http://www.myspace.com/artomwambe
13 Mart Cumartesi - Red Hot Brodway @ Tim Show Center / 15:00 & 21:00 / 80-60-50 TL - http://www.biletix.com/event.htm?id=LTTA4

14 Mart Pazar - Red Hot Brodway @ Tim Show Center / 15:00 & 21:00 / 80-60-50 TL -- http://www.biletix.com/event.htm?id=LTTA4

16 Mart Salı - İmparatorluk Kuranlar @ Devlet Tiyatroları Üsküdar sahnesi /20:00 /10 TL / http://www.devtiyatro.gov.tr/web/oyunlar/oyun0960.html

17 Mart Çarşamba - Cem Adrian @ Beyoğlu Hayal Kahvesi /22:30 / 30 TL - http://www.myspace.com/cemadrian
17 Mart Çarşamba - Testosteron @ Oyun Atölyesi / 20:30 / 30 TL - http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=view&id=31

18 Mart Perşembe - Testosteron @ Oyun Atölyesi / 20:30 / 30 TL - http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=view&id=31
18 Mart Perşembe - Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası @ Lütfi Kırdar / 20:00 /60-54 TL

19 Mart Cuma - Piano Magic @ Babylon / 22:00 / 35 TL - http://www.myspace.com/lowbirthweight - http://www.biletix.com/event.htm?id=LBAG9 - DENEEMEYE DEĞER
19 Mart Cuma - Jim Stanton @ Otto Sofyalı / 23:00 / ücretsiz - http://www.myspace.com/horsemeatdiscolondon
19 Mart Cuma - Testosteron @ Oyun Atölyesi / 20:30 / 30 TL - http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=view&id=31

20 Mart Cumartesi - Thives like us @ İndigo / 23:00/ 30 TL - http://www.myspace.com/thieveslikeus
20 Mart Cumartesi - Does it offend you yeah @ Ghetto / 22:30 / 45 TL - http://www.myspace.com/doesitoffendyou

21 Mart Pazar - Bora Çeliker Quartet Meets Kestutis Vaiginis @ Tamirane / 14:00 / ücretsiz - http://www.myspace.com/kestutisvaiginis

23 Mart Salı - Avril Lavinge @ Kuruçeşme Arena

25 Mart Perşembe - 7 Şekspir Müzikali @ Oyun Atölyesi / 20:30 / 40 TL - http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=view&id=32

26 Mart Cuma - White Rose Movement @ Babylon /23:00 / 30 TL - http://www.myspace.com/whiterosemovement
26 Mart Cuma - 7 Şekspir Müzikali @ Oyun Atölyesi / 20:30 / 40 TL - http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=view&id=32
26 Mart Cuma – Dearhead @ Minimuzikhol / 22:00 / 10 TL - http://www.lastfm.com.tr/music/DearHead

27 Mart Cumartesi - Çırağan Cumartesi Konserleri @ Çırağan Kempinski / 11:00 / ücretsiz
27 Mart Cumartesi - 7 Şekspir Müzikali @ Oyun Atölyesi / 20:30 / 40 TL - http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=view&id=32
27 Mart Cumartesi - MFÖ @ Otto Santral / 23:00 / 50 TL - İŞTE BU KAÇMAZZ!!

28 Mart Pazar - Morning Jazz Sessions Dolunay Obruk Trio @ Tamirane / 14:00 / ücretsiz
28 Mart Pazar - 7 Şekspir Müzikali @ Oyun Atölyesi / 18:00 / 40 TL - http://www.oyunatolyesi.com/oyun_details.asp?p=view&id=32

29 Mart Pazartesi - Borusan Yaylı Çalgılar Dörtlüsü @ Süreyya Operası / 20:00 / 30-27-20 TL - Melingo @ Ghetto / 22:30 / 39,5 TL www.myspace.com/melingo - http://www.biletix.com/event.htm?id=LLG13

veee sıra CINEMAAAA :


Macera isterim diyenlere :

Daybreakers / 5 Mart - http://trailers.apple.com/trailers/lions_gate/daybreakers/
Shutter Island / 12 Mart - ( Şahsen heyecanla beklediğim bir Martin Scorsese & Leonardo işbirliği ) http://trailers.apple.com/trailers/paramount/shutterisland/
The Box / 26 Mart - http://trailers.apple.com/trailers/wb/thebox/


Romantik filmden vazgeçmem, o da benden vazgeçmesin diyenlere :

Crazy Heart / 5 Mart ( Romantik&Dram en azından Oscar alması kesin gözü ile bakılan Jeff Bridges için gidilir) http://trailers.apple.com/trailers/fox_searchlight/crazyheart/
Dear John / 19 Mart - http://trailers.apple.com/trailers/sony_pictures/dearjohn/
Away we go / 26 Mart - http://www.traileraddict.com/trailer/away-we-go/tv-spot-growing-up
Leap year / 26 Mart - http://trailers.apple.com/trailers/universal/leapyear/


Karamizah'tan da anlarım fantastikten de diyenlere:

Alice in Wonderland / 5 Mart - ( Tim Burton yepyeni bir dünya yaratmış kaçırılmamalı! ) - http://trailers.apple.com/trailers/disney/aliceinwonderland/
A Serious Man / 5 Mart ( kesin izlenmeli! ) - http://trailers.apple.com/trailers/focus_features/aseriousman/
The men who stare at goats / 19 Mart - - http://trailers.apple.com/trailers/independent/themenwhostareatgoats/
Moon / 26 Mart - http://www.traileraddict.com/trailer/moon/trailer


Dram'dan ağliycam, biticem diyenlere:

Precious / 12 Mart ( İzledim, Oscar adayı baya dram ) - http://trailers.apple.com/trailers/lions_gate/precious/


Ülkemiz civarını isterim diyenlere:

Ses / 5 Mart ( Umutluyum bu filmden şaşırtacak derecede iyi çıkabilir ) - http://www.fragmanist.com/ses-filmi-fragmanı-izle-fl792-t580
Yüreğine sor / 12 Mart - http://www.izlesene.com/video/tv-yuregine-sor-fragmani/1280932

ve gerçekten de MART ayının en iyisi ( kanımızca )
ALICE IN WONDERLAND olacak!!


SEVGILER!

Tuesday, March 02, 2010

Madonna Angelina - New York

uzun zamandir bakmiyordum The Cool Hunter 'a...
ve actim da ne gordum??
HOT PICK kisminda benim de MeatPacking District'te gordugum an AAAAA deyip, hemen fotografini cektigim bir duvar resmini koymuslar!
gurur duydum kendimle :)
haa bir de... biz bu duvarda foto cekip Pastis'e dogru ilerlerken arabadan kim indi?
Marc Jacobs... ve yan masamizda erkek arkadasiyla yemek yedi sakin sakin :)
biz de ona bakip bakip durduk :)
budur!
fotograflari da hemen paylasiyorum!